[KİME/KİMİN GÖLGESİ DÜŞER]

Ondan sonra biz o uzayan gölgeyi kolay bir çekiş ile kısalta kısalta kendi zâtımıza çektik. [25:46]
🍃
Ve bu çekiş, gölgeye delîl olan nûru çekmekle oldu. Yânî var olanların vücûdundan ibâret olan gölgeyi, Hak yavaş yavaş ve kolaylıkla kendine çekti. Çünkü eşyânın vücûdunun yavaş yavaş fenâya yüz tuttuğunu her an his gözü ile görmekteyiz. Nitekim bir çocuk doğar, ergen olur, genç olur, ihtiyârlar, sonra da ölür. Bunlar hepsi yavaş yavaş ve insan farkına bile varmaksızın kolaylıkla olur. Ölüm ise gölgenin gölge sâhibine çekilmesidir.

Ve gölgeden ibâret olan âlemi Hak Teâlâ, kendi gölgesi olduğu için zâtına çekti. Çünkü nefes-i rahmânîsinin yayılıp genişleme hareketi ile ondan
açığa çıkar. Ve çekilme hareketi ile yine ona geri döner. Ve emrin hepsi ona döner. Bundan dolayı o, O'dur. Ya’nî âlemin vücûdu Hakk'ın vücûdudur; O'nun gayrı değildir. 
Sen vücudsun biz gölgeyiz
Biz senin ile zindeyiz
Olur ise bir biz bir siz
İkilik girer araya
🍃
Elma çürüyor, yaprak sararıp dökülüyor, çiçek soluyor, vadesi dolan gidiyor. Her şey, hayatın gidişatının ne tarafa doğru olduğundan bir haber... 🍃
Ne oldu güzelliğine, kuvvetine... azar azar aldılar, yavaş yavaş kurudu fidan değil mi? [36:68] Gölge olduğunu bil de varlıkla övünme diyedir.
🍃

Şimdi emanete hoşça bakasın nurum! Âlem-i imkân içre gölgesi az, nuru çok olanlara yakın olasın hem.ân... Güneşin nuru vîrâneye çok düşer; lutf-ı Hüdâ'dandır. Evvel.a dervişlere gelir. Çünkü viranede bina yoktur. Dervişler ise varlık binasını yıkanlardır. Toprak, su, hava, ateş tabiatının çar etrâfını yıkıp gönlü sahibine post eyleyenlerdir.
147 likes
  • umutrehberi[KİME/KİMİN GÖLGESİ DÜŞER]

    Ondan sonra biz o uzayan gölgeyi kolay bir çekiş ile kısalta kısalta kendi zâtımıza çektik. [25:46]
    🍃
    Ve bu çekiş, gölgeye delîl olan nûru çekmekle oldu. Yânî var olanların vücûdundan ibâret olan gölgeyi, Hak yavaş yavaş ve kolaylıkla kendine çekti. Çünkü eşyânın vücûdunun yavaş yavaş fenâya yüz tuttuğunu her an his gözü ile görmekteyiz. Nitekim bir çocuk doğar, ergen olur, genç olur, ihtiyârlar, sonra da ölür. Bunlar hepsi yavaş yavaş ve insan farkına bile varmaksızın kolaylıkla olur. Ölüm ise gölgenin gölge sâhibine çekilmesidir.

    Ve gölgeden ibâret olan âlemi Hak Teâlâ, kendi gölgesi olduğu için zâtına çekti. Çünkü nefes-i rahmânîsinin yayılıp genişleme hareketi ile ondan
    açığa çıkar. Ve çekilme hareketi ile yine ona geri döner. Ve emrin hepsi ona döner. Bundan dolayı o, O'dur. Ya’nî âlemin vücûdu Hakk'ın vücûdudur; O'nun gayrı değildir.
    Sen vücudsun biz gölgeyiz
    Biz senin ile zindeyiz
    Olur ise bir biz bir siz
    İkilik girer araya
    🍃
    Elma çürüyor, yaprak sararıp dökülüyor, çiçek soluyor, vadesi dolan gidiyor. Her şey, hayatın gidişatının ne tarafa doğru olduğundan bir haber... 🍃
    Ne oldu güzelliğine, kuvvetine... azar azar aldılar, yavaş yavaş kurudu fidan değil mi? [36:68] Gölge olduğunu bil de varlıkla övünme diyedir.
    🍃

    Şimdi emanete hoşça bakasın nurum! Âlem-i imkân içre gölgesi az, nuru çok olanlara yakın olasın hem.ân... Güneşin nuru vîrâneye çok düşer; lutf-ı Hüdâ'dandır. Evvel.a dervişlere gelir. Çünkü viranede bina yoktur. Dervişler ise varlık binasını yıkanlardır. Toprak, su, hava, ateş tabiatının çar etrâfını yıkıp gönlü sahibine post eyleyenlerdir.

Log in to like or comment.